« Haberler

Büyüme ivme kazanacak ama kredi koşulları gem vuracak

27/12/2007

2008 yılında ekonomik büyümenin, hükümet projeksiyonu olan yüzde 5,5’i yakalama ihtimalini hala yüksek görüyorsak da, kredi piyasasındaki karşıklıklar bu oranın 1.5 puan kadar aşılacağına dönük önceki beklentimizi, projeksiyona doğru revize etmemize neden oluyor.

Konut kredisi alacağı karşılığında yaratılan tahvilleri alanlar için borcun geri ödenmemesi ihtimaline karşı yapılan sigortanın açığa satılabildiği piyasayı dahi oluşturacak yaratıcılığın türev piyasalarını azdırdığına; kapitalizmin kalesi dev bankaların, faizi haram kabul eden müslüman ülkelerin fonları tarafından kurtarıldığına tanıklık ettiğimiz çalkantılı bir yılı tamamlıyoruz. Ancak, gelecek yılın global piyasalar açısından daha çalkantılı olma ihtimali de hiç de azımsanacak bir olasılık değil. Sermaye hareketleri önemli ABD’de resesyon olmadığı takdirde (ki şimdilik eldeki veriler bu yönde ikna edici bir sonuca ulaştırmıyor), dünyanın geri kalanında büyüme performansı kötü olmaz; bu ortamda gelişmekte olan piyasaların performansı da fena olmaz; hatta olumlu bile seyreder. Bu görüş piyasalarda giderek daha fazla dile getirilen bir görüş. Ancak, biz hala gelişmekte olan ülkelerin ve Türkiye’nin performanslarının, ABD ekonomisindeki çalkantılardan etkilenmeyeceği konusunda ikna olmuş değiliz. Bu kadar cari açığı olan bir ülkede, sermaye hareketlerinden etkilenmemek mümkün değil diye düşünüyoruz. 2007 yılında ekonomik büyümenin projeksiyonların yarım puan kadar altında kalarak yüzde 4,5 civarında gerçekleşeceğinin anlaşılmasından sonra, 2008 yılında da büyümenin yavaş kalma ihtimali kafaları kurcalayan en önemli soru işareti. Elimizdeki son veriler ekonomik aktivitenin canlanmakta olduğunu, ama son çeyrekteki canlanmanın 2007 yılındaki büyümeyi yüzde 5’e çekmek için yeterli olmayacağını gösteriyor. Talebe etki 1. çeyrekte İç politik karışıklıkların seçimlerin ardından ortadan kalkmış olması ve Merkez Bankası’nın faiz indirimleri büyümeye katkı yapacaktır. Ancak, Merkez Bankası’nın faiz artırımları nasıl belli bir gecikmeyle iç talebe gem vurduysa, şimdi de faiz indirimlerinin iç talep üzerindeki olumlu etkisi iki çeyrek gecikmeyle hissedilecek. Dolayısıyla, eylül ayında başlayan faiz indirimlerinin talebe etkisi 2008’in birinci çeyreğinde belirginleşecek diye düşünüyoruz. Reel ücretlerde çok ciddi bir değişiklik olmadığı bir ortamda, petrol ve tütün ürünleri üzerindeki Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ile su, elektrik ve doğalgaz fiyatlarına yapılan zamlar hanehalkı harcamaları içinde zorunlu olanların payını artırarak, diğer harcamaların payını azaltabilir. Bu durumda tüketim talebindeki artış sınırlanabilir. Borçlanma imkanına sınır Yatırım harcamaları, dış finansmana daha duyarlı. Dış borçlanma olanaklarının, son yıllarda artmasıyla, yatırımlar da ivme kazandı. Ancak, 2007 yılının ikinci yarısından itibaren global kredi piyasalarında ağırlaşan sorunlar, 2008 yılındaki borçlanma imkanlarını sınırlayacak. Daha önce yüzde 15 civarında büyümesini beklediğimiz yatırım harcamalarında, eğer kredi piyasalarındaki tıkanıklık giderilemezse çok daha kısıtlı bir artış görmek mümkün. Sonuçta, her ne kadar 2008 yılında ekonomik büyümenin, hükümet projeksiyonu olan yüzde 5,5’i yakalama ihtimalini hala yüksek görüyorsak da, kredi piyasasındaki karşıklıklar bu oranın 1.5 puan kadar aşılacağına dönük önceki beklentimizi, projeksiyona doğru revize etmemize neden oluyor. 2008 yılında ekonomik büyümenin, hükümet projeksiyonu olan yüzde 5,5’i yakalama ihtimalini hala yüksek gör...
Kaynak: Referans Gazetesi
Full version ©2015 KrediPazarı. Her hakkı saklıdır