Konut Sektöründe Sorunların Kaynağı

13/09/2012

BDDK'nın cari açığın kaynağı içersinde ilan etmesinden sonra, konut kredisi faizlerinin yüksek kalması ile alt gelir gruplarının kredili alım yapmalarının zorlaştırdı

Dünya Gazetesi yazarlarından Osman Aralot, canlılık taşıdığı dönemde 200 alt sektöre etkisi olan konut sektörünün ikinci çeyrekteki binde 4'lük büyümesiyle adeta yerinde saydığını belirtti. Arolat yazısında şu noktalara değindi:

Sektör temsilcileri buna maketten satışların durdurulması, KDV oranlarındaki belirsizlik ve konut kredisi faizlerinin yüksekliğinin neden olduğunu belirtiyorlar. Kentsel dönüşüm projelerinden  söz edilirken, konunun çözüm odaklı ele alınmasını öneriyorlar. Konut sektörü firma yetkilileri sektörlerinin üzerindeki bürokratik baskılar, belirsizlikler ve toplumun büyük kesiminin alım gücüne hitap etmeyen faiz yükü nedeniyle, durgunluk yaşadıklarını, belirsizliklerin ortadan kaldırılıp, konut kredisi faiz oranlarının düşürülüp, yeni enstürümanların piyasaya çıkmasıyla sektörde bir canlılık yaşanabileceğini söylüyorlar. Kentsel dönüşüm projeleri hayata geçerken ya kamu sübvansiyonunun gündeme gelmesi gerektiğini ya da konut sertifikası, imar haklarının menkulleşmesi, imar hakları transferi gibi yeni finansman olanaklarının yaratılması gerektiğini açıklıyorlar.

Bugünkü yapıyı ortaya koyarlarken Türkiye'de yeni yapı ve yenilenme olarak yıllık 600-650 bin konutluk bir arz söz konusu iken, olumsuzluklar ve belirsizlikler nedeniyle 400-450 binlik bir satış gerçekleşebiliyor.

Konutta en büyük talep orta ve dar gelirli gruplardan geliyor. Ancak, onların uzun vadeli olarak konut alınlarken faiz yükünü kaldırabilmeleri için en az aylık 3 bin 500 lira gelire ihtiyaçları olması gerekiyor. Bu güce sahip olanlar ise bu gelir grubu içersinde sadece yüzde 20'lik bir paya sahip bulunuyor.

Uzmanların saptamalarına göre Türkiye'de 7.5 milyon konutun yenilenmese ve dönüşüm projeleri içersinde yer alması gerekiyor. Ve bunların yüzde 70-75'i orta ve dar gelir grubuna ait. Bugünkü model içersinde onların imkanları yeterli değil o nedenle kentsel dönüşümde ya kamu sübvansiyonuna ya da yeni finansal enstürümanlara ihtiyaç var.

Bugün için inşaat sektör temsilcilerinin sektörü durgunluğa iten ve ikinci çeyrekte binde 4 gibi bir büyüme ile durmasına neden olan yapıdan şikayetleri arasında şu konular yer alıyor:

-KDV oranlarında  yeni düzenleme olacağının, oranların artabileceğinin açıklanması sonrası doğan belirsiz

-Tüketici Kanununda değişiklikle maketten satışın ortadan kalkması.

-Üretici firmaların mesailerinin yüzde 40-60 oranında harcamak zorunda kaldıkları bürokratik yapı.

-BDDK'nın cari açığın kaynağı içersinde ilan etmesinden sonra, konut kredisi faizlerinin yüksek kalması ile alt gelir gruplarının kredili alım yapmalarının zorlaşması.

Bütün bu gelişmelerle sektördeki satışların ve büyümenin adeta durması ile önemli bir üretici firmanın battığını belirten sektör temsilcileri, yeni batmalar yaşanmaması için, yeni bazı önlemlerle sektörün canlanmasının sağlanmasını istiyorlar.

Yılın ikinci yarısında bir hareketlenme bekleyen sektör temsilcileri, bunun için beklentilerini de şöyle sıralıyorlar:

-Belirsizlikler ortadan kaldırılmalı. KDV oranının yüzde 1 olarak devam edeceği süre belirtilerek açıklanmalı. Maketten satış için de başlanmış projelere bir süre verilerek izne bağlanmalı.

-Merkez Bankası'nın beklenen faiz indirim kararı ile birlikte, bankaların konut kredisi faiz indirimi gündeme gelmeli. Orta ve dar gelirlilerin kullanabileceği bir kredi maliyeti gerekirse kamu desteğiyle sağlanmalı.

-Yabancıların ülkemizde mülk satın bir yıllık oturma iznine sahip olabilmelerine dönük düzenleme hayata  geçirilmeli.

Kentsel dönüşüm projeleri gündeme gelirken, ekonomiye canlılık katan yaklaşık 200 sektöre hareketlilik getiren ve istihdam açısından önem taşıyan konuk sektörü temsilcilerinin dile getirdikleri  dertleri ciddiye alınarak çareler üretilmelidir.

NOT: Hatırlanması gereken bir tarih 12 Eylül 1980

Bundan 32 yıl önce Kenan Evren ve arkadaşları bir askeri darbe ile yönetimi ele aldılar. Kısa bir süre sonra Anayasa’mıza haki bir ceket giydirip, demokratik hakları daralttılar, 10 binlerce insanı fişleyip yargıladılar, binlercesini mahkum ettiler. O günden bu yana siyasiler Anayasa’ya giydirilen haki ceketi zaman zaman çıkarmak isteseler de tam olarak çıkarıp atıp, yerine beyaz insanlarımızı eşit kılan bir Anayasa’yı topluma sunamadılar. 12 Eylül askeri darbesinin 32. Yılını bu buruklukla yaşıyoruz…

 

Kaynak: Dünya