Konutta yeni bir yol haritası!

25/02/2008

Emlak sektörüyle ilgilenmeye başladığım zamanlardan beri fırsat buldukça konutların inşa edildiği şantiyeleri gezmeye çalışırım

İş yoğunluğundan dolayı son zamanlarda pek fırsat bulamasam da geçenlerde bir şantiyeyi gezme fırsatım oldu. Halihazırda İstanbul’da Yakuplu ve Yenidoğan’da iki konut projesi yapan İnsaş İnşaat’ın şantiyesine gittim. Orada firma sahibi Cüneyt Saraçoğlu ile koyu bir sohbete başladık. Ben konuşmaya başlamadan önce çok dolmuş olacak ki emlak sektörünü ve piyasanın neden bu hale geldiğini anlatmaya başladı. Piyasada herkesin elini kolunu sallayarak inşaat yapabildiğini, arsa sahiplerinin çok yüksek rakamlar isteyerek konut fiyatlarını yükselttiğini, TOKİ’nin yaptığı konutların piyasaya olumsuz etkilerini ve malzeme fiyatlarında yaşanan dalgalanmaları uzun uzadıya anlattı. Sektörün içinde nefes alan bir insanın yaşadıklarından daha gerçek bir şey olamayacağı için bu konularda söylediklerine katılmamak elde değildi. Aslında genel alım gücü içinde yer alan vatandaşın şu yüksek seviyelerdeki konutları almaları da pek mümkün değil. Zaten bu nedenle piyasada KİPTAŞ ve TOKİ’nin yaptığı ve çok düşük taksitlerle sattıkları konutlar çok büyük ilgi görüyor. Özel sektör ise arsa maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle, arsa maliyeti olmayan TOKİ ve Kiptaş ile rekabet edemeyerek ne kadar da düşük taksitlerle konut satsalar satsınlar vatandaşın alım gücüne ulaşamıyor. Tam da bu noktada Cüneyt Bey konuşmaya başlıyor. Kaliteli ve depreme karşı dayanıklı konutları çok uygun fiyatlardan sattığını belirten Cüneyt Bey, buna rağmen vatandaşın cebinde bu konutları alacak parasının olmadığını belirtiyor. Konut almak isteyenlere ellerinden gelen her türlü kolaylığı sağladıklarını, faizsiz taksitlendirme yaptıklarını anlatan Cüneyt Bey, alım gücünün yetersiz olması nedeniyle vatandaşın konut almakta zorlandığının altını çiziyor. Sohbet uzadıkça uzuyor. Malzeme fiyatlarını konuşuyoruz. Demir ve beton fiyatlarında geçen dönemlerde yaşanan dalgalanmalardan ne kadar etkilendiğini anlatıyor Cüneyt Bey. Özellikle demir fiyatlarının çok fazla arttığını ve maliyetlerdeki bu artışı fiyatlara yansıtamadıklarını, zaten durgun olan piyasada bir de fiyat artırımına gidilemeyeceğini anlatıyor. Tam da bu durum geçmişte konut fiyatlarının gerçekten de gereğinden ne kadar fazla yükseldiğini ortaya koyuyor. Normal koşullarda olsa, maliyetlerde yaşanacak artışlar konut üreticileri tarafından satış fiyatlarına yansıtılabilirdi. Fakat 2005 ve 2006’da konutta yaşanan aşırı fiyat artışları şimdi konut üreticilerinin elini kolunu bağlıyor. Kimse kolay kolay fiyatını artıramıyor. Genel alım gücünün çok üstünde seyreden fiyatlar ve kredi faiz oranlarının yüksekliği ihtiyacı olanların bile konut almasını zorlaştırıyor. Sohbetin sonlarına doğru Cüneyt Bey, sonraki konut projelerinde 2+1 tipinde ve 75-100 metrekare aralığında daha fazla konut yapmak istediğini; bu tür konutların hem ihtiyacı karşılayacağını hem de daha uygun fiyatlı olmaları nedeniyle çok daha kolay alınabileceğini ifade ediyor. Aslında Cüneyt Bey tam da üretilen konutların ihtiyacı olanlarla buluşmakta zorlandığı bu dönemlerde yeni bir yol haritasından bahsediyor. TOKİ ve Kiptaş gibi kurumlar 75 metrekare büyüklüğündeki konutları uygun fiyata peynir ekmek gibi satarken, özel sektör ise içinde sadece bir kişinin yaşayabileceği 30-50 metrekarelik konutları daha yüksek fiyatlardan satmaya çalışıyor. Daha büyük metrekaredeki konutların fiyatları ise çok daha fazla artıyor. Sonuçta 75-100 metrekarelik, değişik ihtiyaçlara cevap verebilecek alternatifli konutların uygun fiyatlardan satılması gerektiği konusunda birleşiyoruz. Ama bunun için devletin inşaat firmalarına altyapısı tamamlanmış arsa üretmesi gerektiği konusuna işaret etmeden geçemiyor Cüneyt Bey. Umarım, diğer konut üreticileri de Cüneyt Bey gibi vatandaşın gerçek ihtiyaçlarını düşünerek hareket etme gayreti içindedir.
Kaynak: Milliyet